Ozan Önen

Atina’dan bildiriyor…

belki şaşkın olur sonrası.

on sekiz yaşımı bitirdiğimde, bir yazımda şöyle yazmışım:

“erkenden yaşlandım. sırtıma şimdiden ağrılar saplandı ve şimdiden deli gibi sigara tüketiyorum… aşık oldum. nefret ettim. bir günümün yirmi sekiz saat olması gerektiğine karar verdim. pornografik rüyalar değil istediğim; tüm yeteneğimi çalabilecek kadar etkili bir tene sarılıp da uyumak istiyorum.”

üzerinden bir beş yıl daha yemişim.

her şey bir yana,

“işin ne?” diye soranlara “benim işim insan tanımak ve bazı insanlardan özenle kaçmak” dediğimde,
kendilerini hangi sınıfa koyduğumu merak eden insanların hastasıyım.

belirli bir yolum yok, ama, ayaklarım var.
günahlarıma hayranım.

iş bitiriyorum.

kartvizitimde meslek ibaresi olarak “devrimci şirin” yazıyor, ama, geceleri “freelance bar philosopher” olarak meyhane ve pavyon köşelerinde ve köhne kahvehanelerde hizmet veriyorum. iyi derecede ingilizce biliyorum, üniversite hayatımı “hayatını amaçsız topluluklara adayanlar topluluğu”nda geçirdim.

çekinmeyin.

devletimiz imkan verirse, iyi bir işte çalışarak 12 tane çocuk yapmak ve üzerine de kariyer yapmak istiyorum.

kafam hala “iyi”,
anlıyor musunuz?

“my workplace is my mind.”

bir gün herkes,
intihar edemiyor olmanın intihar etmekten çok daha zor bir şey olduğunu anlayacak.

ozan önen,
27 Temmuz 2007
herhangi bir yer

( )

ozanonen

Reklamlar

18 Yorum»

  herze wrote @

naber

  Damla wrote @

Ozan’a ne denilebilir ki…

  .. wrote @

ne güzel varlığını bilmek.

  i.summer wrote @

sadece bu kadar mı ?dahası dahası dahası…

  yasemin wrote @

yeteneğini çalabilecek kadar etkili bir tene sahip olmak ve sana sarılıp uyumak.
ben de bunu isterdim sanırım.
seni tekrar internette bir yerlerde bulup, sayısız kere resmine bakabilmek güzel şey.

  Birsen wrote @

Degerli Ozan kardes,

Senin gibi yureklerinde insancil degerler tasiyan genclerimize bu vatanin cok mu cok ihtiyaci var…

Nazim memleketine hasret gitti. Onun siirleriyle daha sevdim Anadolu insanlarini… Ben de memleketime hasret ama, memleketimle yurek yurege beraber…

sizler sagolsun…

Saygilar sunuyorum sana

Birsen

  sebnem deniz wrote @

GERÇEKTEN DAHA FAZLASII,DAHA FAZLASI…

  EZGİ wrote @

BELİRLİ BİR YOLUM YOK AMA AYAKLARIM VAR………….

  blackrose wrote @

sen delisin.

  begüm wrote @

seni seviyorum be adam….

  MagnaPersona wrote @

İntihar edemiyor olmanın intihar etmekten çok daha zor bir şey olduğunu anlayanlarsa muhtelif kaza senaryolarının saplantılı düşleyicisi olacaklardır. Fakat bu saplantıların gerçekleşme ihtimalinin olası çekiciliği yalnızca kaza riskini almanın cesaret, o kazada ölmeninse aptallık olduğunu fark edene dek sürecektir. Sonrası yine kekremsi o tat… Pof.

Güzel olmuş, evet.

(Ayrıca adım olduğunu iddia ettiğim harf topluluğunun yanında çıkacak deseni ve rengi deli gibi merak etmekteyim.)

  miray wrote @

bi insan ancak bu kadar güzel olabilir. seni netten tanıyorum takip ediyorum ve hep edicem

  sevcan wrote @

iyiymiş…

  …. wrote @

sonra
çok sonra
belki
bir gün
bir yerde
ya da
herneyse
ben senle
hiç bir şey yaşamadan
hiç olmanın hazzını yaşıyorum
bu tüm sevişmelerden
daha keyifli

  gökhan wrote @

kapılar sonuna kadar açık.

  …. wrote @

Birkaç bağlam eksik daha ama, gövde bu. Bağlamlarsa aklımda. Şunu bilki, hiçbilmeden bir insan, ancak senin kadar sevilir. Niyedir, nicedir bilmiyorum. Ama sanki orda biryerde, bir sevgili gibi, üstelik mağrur ve suskun bir sevgili duruyorsun aklımda. Kimileyin incitiyor, kimileyin sevinçten çıldırtıyorsun. Orda bir yerde, koleralı bir suskunluk içinde, devcileyin bir aşk gibi, nedensiz üstelik…

  kaan kara wrote @

5 sene öncesine göndermeye karşılık olarak kendimin bir sene önce yazmış bulunduğu bir şey bulup cevap veriyorum:

“Doğrular anlatılamayanlardır. Ne kadar anlatırsam anlatayım ve nasıl anlatırsam anlatayım ne anlattıklarım doğru olucak ne de doğrular anlattıklarım olucaktır. Çok kırıldım bugün samimiyetine, içimi bir sessizlik kapladı. Sessizlik zehirden acıydı kanımı kapladı. Sessizliğe kapıldı bütün duygularım sustular ve inkar ettiler varoluşlarını. İçimde ne bir acı ne br sinir ne bir neşe barınabildi. Umudun eksikliğini hissedememeye başladım. Zehir sardı ruhumu yaşamı susturan bir sessizlik gibi ama ölümde yoktu içinde sadece hiç varolmadım ama var olmaktan daha kötüydü yine de.
İçimde en çok o vardı. İçimden en çok o gitti ama kalanlar yine de en çok onundu. Varlığımdan kopup nefesimle saçıldığını hissettim. Ama giden bendim kalan oydu aslında. O mutlu olabilir belki olabilirim ama bize ne oldu? Ölmeden önce torunlarıma anlatıcağım bir masal olduk. Yaptığım yanlışları anlatıcaktım; onun en çok acı verdiğim, en çok kızdığım ve en çok sevdiğim olduğunu. En çok özlediğim ve yine de en çok bırakıp gittiğim olduğunu. En büyük yanlışarımı yapıp en büyük doğrularımı bulduğumu. Sabahları kalktığımda en çok onu düşündüğümü.”

Aklıma gelen ilk şey sadece bir sene içinde o zaman ömrüm billah değişmez demiş bulunduğum ne çok şey değişmiş…

Kaan 🙂

  Eren Aksoyoğlu wrote @

sosyal medyayı sıkı kullanan insan. adam değil insan. rasgele.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: